Aldatmak Boşluk Doldurmaksa Eğer

Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları doldurma ihtiyacının sonucudur.

Bu boşluklar bazen fiziksel bazen de duygusal olabilir.

Aldatılana karşı yapılan haksızlık gerçeğini kabul ederek, aldatan da omuzlarında büyük bir yük taşır.

Bu yük, vicdanın, hayal kırıklıklarının ve geleceğe dair planlamalarının alt üst olmasının getirdiği sancılı bir acıyı aynı anda içinde barındırır.

Aldatmak konusu herkesin hayatından en az bir kere geçmiş bir durumdur.

Ya aldatılmış ya da aldatmış olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmeyen şanslı insan sayısının çok olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.

En iyi ihtimalle, hayatımızın bir yerlerinde aldatılmanın taraflarından biri olmaya tanık olmuşuzdur.

En sıklıkla olan tabii ki ikili ilişkilerdeki eşlerden birinin diğerini aldatmasıdır.

Dünyada hiçbir şey birdenbire gerçekleşmez. Kimse birden bire alkolik olmaz, birden bire boşanmaz, birden bire iflas etmez ve birden bire de aldatmaya başlamaz. Dönüşüm kainatın ve doğanın özünü oluşturur.Değişim ve tüketim aşamalı olur.

Tıpkı alkolik olmak ya da iflas etmek nasıl ki yavaş yavaş ve ölçüsüz giden bir sürecin sonucunda oluşuyor ise aldatma eylemi de aşamalar zincirinin son şeklidir.

Bu sürecin başladığının da tüm aşamalarının da sinyalleri verilir genellikle. Bazen konuşmalardaki satır aralarında, bazen küçük sitemlerle bazen de yüksek sesle. Kişi boşluğunu hissettiğini yönleri bir şekilde belli eder.Ama nedense karşı taraf bunu pek duymaz çoğunlukla da umursamaz.

Bu boşluk sinyalleri ilk başta sakince dile getirilir beklentilerin tanımı rica veya tavsiye seviyesinde olur.

Sonra bu istekler talebe dönüşürken sesler yükselmeye başlamış tavırlar daha sertleşmiş olur.

Ve bakar ki bu sinyaller alıcıya ulaşmıyor, beklentilerini veya boşluklarını dolduracak bir potansiyel bulduğunda buradaki eksikliğini doldurmaya yenik düşer.

Anlamaya çalışmak yerine savunmaya geçilir ve karşı taarruz başlar. İşte burada “En iyi savunma hücumdur“ ilkesi işlemez. Ters teper:)

Evliliğin bir ön provası olmadığından, çiftler aynı çatı altına girdikten sonra bir bakarlar ki uğruna ölüp bittikleri, görüşmek için dakikaların sayıldığı kişi gitmiş yerine bambaşka biri gelmiş. Kendi de kendisini tanıyamaz. Neden bu duygu değişikliği içine girdiğini bir türlü anlayamaz. İlişki içerisinde hem kendini hem de karşısındakinin duygusallığın ölümüne sürüklendiğini fark edemez.

İlişkiyi de, sevgiyi de diri tutan kaybetme duygusu ve özlemdir. Evlilik gerçekleştiğinde bu iki temel kaygı ortadan kalkar, davranışlar daha özensiz sevgi aktarımı daha klişe olmaya başlar. Üstelik iki kişi başlayan bu sevgi aslında altı kişi ile yani her iki tarafın ebeveynleri ile de olur.

Oysaki siz bir kişiyi sevmiştiniz!

Keşke evlilik simülasyonu yapılabilse öyle değil mi? Bu sevgili nasıl bir anne, nasıl bir aile babası olur? Kaybetme duygusu olmadığında davranışları ne olur?

Bireyler genellikle hayat yarışına eşit ya da yakın statülerde başlarlar. Ancak yaşam ilerledikçe hayatta var olma ve başarı hikayeleri aynı hızda ilerlemez. Eşlerden biri geride kalır, diğeri alıp yürür. Kopmalar önce burada başlar. İlişki çatırdamaya başlar sessizce. Konuşulan ortak konular, yaşanılan mekanlar, elde edilen tecrübeler farklılaştıkça sevgiye bakış açısı da farklılaşır.

Bütün mesele budur aslında. Önlem buralarda alınmalıdır.

Hiç kimse aldatma stratejisi ile bir ilişkiye başlamaz.

İlişkilerde tıpkı şirketler gibi yapılandırılmalı gerektiğinde yatırım artırılmalıdır. Nasıl ki işletmenin başlangıçtaki ana sermayesi durum ve rakip pozisyonuna göre değişkenlik gösteriyorsa, aynı şey ilişkiler içinde geçerlidir. Şartlar ve yaşanmışlıklar arttıkça bireylerde ilişkideki rollerini ve ilişkiye katkılarını arttırmalı ve taze tutmalıdırlar.

Aldatan haklıdır demiyorum asla! Ama aldatılanın da bazı zamanlarda haksız olduğu durumlar yok mudur acaba?

Aldatan sadece karşısındakine değil, kendi içindeki duygulara da hesap vermez mi?

İnanışa göre eşini aldatmayan tek canlı yusufçuk böceğidir. Aksesuar olarak da kullanılan yusufçuk, sadakati sembolize eder. Kumrular ise eşleri öldüğünde başka bir kumru ile eşleşmezler. Kumruların ömrü bir yıldır ve bu bir yıl boyunca hep aynı kumru ile çiftleşirler. Bu yüzden birbirlerine aşık çiftlere “kumrular gibiler “ denilir.

Eşleri öldüğünde bunalıma giren canlılara ne demeli? Deniz Atı, fil pelikan, angut kuşu, kuğu ve köpeklerden insanoğlunun öğrenecek çok şeyi yok mu sizce de?

Eşi ya da sevdiğini kaybedince insanoğlu çoğunlukla daha az yas yaşıyor. Hayatına kitap ayracı misali kaldığı yerden geç de olsa bir şekilde devam ediyor.

Aldatma haince bir davranış, bir kaçıştır. Pes etmenin farklı bir eylem şeklidir.

Bir zamanlar çok değer verilen kişiye, ilişkiyi öldürmemek adına zamanında daha çok şans verilmeli ilişkiyi kopma eşiğine getirmeden elden ne geliyorsa yapılmalı olmuyorsa ipi kesmeli! 
Aldatmak karşı tarafa verilecek fatura değildir.Bedel ödetme değildir yani.Çünkü buradaki bedel tek taraflı mıdır acaba ?Bir düşünülmeli!

Gerçek şu ki; insanın yüreği üşüyorsa bedeni kiminle olursa olsun üşümeye devam edecektir. Bedeni farklı, ruhu başka yerde olarak ikiye bölünen arafta yaşamlar kişinin aynı zamanda kendisine de en büyük ihanetidir.

Sevginizin değerini bulması dileğimle.

Didem Tınarlıoğlu



Bir sorunuz mu var?

İletişim bilgilerinizi ve mesajınızı yazın, sizi arayalım.

Makaleler

Yalnız Anneler

Yalnız Anneler

Hiçbir kadın ya da erkek özel bir anlaşma yoksa boşanmak üzere evlenmiyor ? Peki ne oluyor da bu boşanma rakkamları her geçen gün artyor. Boşanmaların %39,3’ü evliliğin ilk 5 yılı, %21,5’i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşiyor.(Tüik 2015) Duygusal olarak kopmak, ayrı...

Olur mu hiç ?

Olur mu hiç ?

İnsanların, sadece yüzde on dördünün sevdiği işi yaptığını biliyor muydunuz ? Mesleğini “hiç ve/ya pek sevmiyorum “diyenlerin oranı yüzde altmış beş ! (kyn.paramedya.com) Düşünebiliyor musunuz ? Yaşamının neredeyse üçte birini geçirdiği bir işi ,sevmeden yapmak ne ...

Kiralık İtibar

Kiralık İtibar

Nasrettin Hocanın “Ye kürküm ye “hikayesini bilmeyen yoktur ama bu hikayenin alt metninin   farkında olan kaç kişi vardır acaba? Kaçımız itibarın sahip olduğumuz donanım ya da ekonomik düzeyle orantılı olmadığını düşünüyor varlıklarımızdan çok vasıflarımıza yatırım yapmay...

Bedenler Fit, Ruhlar Obez

Bedenler Fit, Ruhlar Obez

Herkes biraz kendisi ama daha çok başkası. Her yerdeyiz, hem de hiçbir yerde. Bedenimizin sağlığı için lezzeti ile bize haz veren gıdalardan uzak dururken, ruhumuzu beslemek için tam tersini yani ruhumuza haz verecek şeyleri ne kadar gerçekleştiriyoruz dersiniz? Vücutlarımızı fit yapmak adına kal...

Aldatmak Boşluk Doldurmaksa Eğer

Aldatmak Boşluk Doldurmaksa Eğer

Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları doldurma ihtiyacının sonucudur. Bu boşluklar bazen fiziksel bazen de duygusal olabilir. Aldatılana karşı yapılan haksızlık gerçeğini kabul ederek, aldatan da omuzlarında büyük bir yük taşır. Bu yük, vicdanın, hayal kırıklıklarının ve geleceğe dair planlamalarının alt &...

Psikolojik gelirimiz ne kadar?

Psikolojik gelirimiz ne kadar?

Hiç düşündünüz mü psikolojik geliriniz ne kadar diye?Düşünmenizi tavsiye ederim. Ne demek şimdi bu psikolojik gelir? Çok mühim bir muhasebe.Birazdan okuyacaklarınız biraz canınızı sıkabilir.İsterseniz burada bırakın.Ama önerim ,bu sorularla yüzleşirseniz bundan sonraki psiko...

Yaşam Denilen Şey!

Yaşam Denilen Şey!

Yaşam Denilen Şey ! April 21, 2017   Yaşam   dediğimiz   şey   ortalama 75 yıl, o da   şanslıysanız ! İnsanoğlu,    yılın dört ayını ,yetmiş beş yıl  yaşarsa  yaşamının   yirmi beş yılını uyuyarak   geçiriyor! Ömür dediğimi...

Kadınlar iş hayatında erkeklere göre daha hızlı karar veriyorlar

Kadınlar iş hayatında erkeklere göre daha hızlı karar veriyorlar

Çalışanlar,Kadın Girişimcileri daha çok tercih ediyor ! Neden kadın girişimciler daha başarılı? İnsanoğlunun dünyaya geliş sebebi olan Adem ile Havva ‘nın dialoğunu hatırlayın. Varoluş sebebimiz olan,  Havva’nın, Adem’i harekete geçiren, cesaretlendiren ve ikna eden özelliği  ba...

Fikrini Söyle Fikrimiz Olsun

Fikrini Söyle Fikrimiz Olsun

Descaretes’in  “Düşünüyorum öyleyse varım.” meşhur sözünü hepiniz bilirsiniz.Günümüzde yaşıyor olsaydı “Düşünmek artık varlığını sürdürmek için yetmez,farklı olmak ve fikir üretmek zorundasın.” şeklinde düzeltirdi sanı...